Roland Barthes: Mit

Shahd Hammouri

Çev.: Mehmet Öcal


Dilimiz karmaşık anlamlandırma sistemlerine dayandığından, insan iletişimi çok katmanlıdır; örneğin belirli bir terminoloji kullanarak belirli bir ifadeyi dile getirmek, konuşmacının ideolojik eğilimlerini gösterebilir. Herhangi bir iletişim sistemi gibi, hukuk da çok katmanlıdır. Bu çok katmanlı doğa, bir kararı hazırlama veya verme anında doğmakla birlikte kuralın veya yargılamanın süresi boyunca yorumlama, uygulama ve hatta iletişim yoluyla yeniden yapılandırılır. Örneğin, hırsızlığı yasaklayan bir kural, belirli bir mülkün kutsallığına ilişkin bir anlayışa neden olur. Bu tür bir kutsallık, kural hazırlanma aşamasındayken varsayılır ve kural uygulandıkça, nakledildikçe ve geliştirildikçe daha fazla anlam ve derinlik kazanır.


Roland Barthes (1915-1980), başkaca konuların yanı sıra işaretler, semboller ve kolektif temsiller sosyolojisi üzerine tartışan bir Fransız kuramcıdır. Barthes, "Çağdaş Söylenler"[1] adlı kitabında biftek, cips, güreş ve hatta sabunun gücü ile deterjanlar gibi Fransız toplumunda iyi bilinen popüler kültürel nesnelerin evrensellik iddialarıyla ilişkili sembolik değerini ortaya çıkararak, bazı nesnelerin bazı durumlarda burjuvazi ve kapitalist kültürlerle ilişkili anlamlara sahip olduğunu fark ederek bu nesnelerin göstergebilimsel bir yorumunu üstlenmektedir. Bu nesnelerin kültürel gücünü “mitler” olarak adlandırmaya karar vermiştir.


Barthes tarafından anlaşıldığı şekliyle mit çalışmaları, çoğunlukla, doğa ile etkileşimin zihinsel öğesinde veya bir topluluk içinde mevcut olan örtük göstergeleri sorgulamanın bir yöntemi olarak tanımlanabilen göstergebilim alanı altında yürütülür. Buradan hareketle, göstergebilimsel analizin, günlük iletişim ve anlamlandırma sistemlerimizdeki mevcut anlamların incelenmesi olduğu söylenebilir. Göstergebilim çalışmalarının amacı göstergeler değil, göstergebilimcinin anlamı üretme ve karşılama koşullarının modellerini oluşturduğu genel bir anlamlandırma teorisidir. Göstergebilim, bir gösterge kabul edilebilecek her şeydedir: bir kedinin mutluluğunu belirtmek için mırıldanması, bir onaylama işareti olarak imza atmak veya sosyalizmin bir işareti olarak Marx’ın imgesi. Bu tür ilişkiler çoğu zaman mantık merkezli akılcılığımızın dışında içselleştirilmekle beraber dilin gündelik kullanımı olarak da bilinir.  Bu tür işaretlerin gücü, dile çok benzer şekilde, belirli bir konuyla ilgili algımızın bazı yönlerini şekillendirmeleri, belirli bir konuyla ilgili bireysel veya toplu yaklaşımlara ve fikirlere dolaylı olarak rehberlik etmeleridir.


Hukuk, diğer anlamlandırma sistemleriyle etkileşime giren bir anlamlandırma sistemi gibi görülebilir. Bu tür bir algı, Lawrence Friedman'ın hukuki eylemlerinin çerçevelediği hukuk sistemi üzerine çığır açan çalışmasında “hukuk ve diğer birlikte var olan sosyal sistemler arasında alışverişi yapılan mesajlar” ve “herhangi bir hukuk sisteminin, yapısı ve üslubu ve kendi özel retorik gücü ile ikna etmesi” olarak belirtilmektedir. Bu anlamlandırma biçimi, hukuki meşruiyet öncülleriyle bağlantılıdır. Tersine, anlamlandırma sistemi olarak hukuk fikri, Teubner’in hukukun kendine gönderme yapan doğasını tartıştığı autopoietik bir sistem olarak hukuk anlayışında öne çıkar.


Barthes, Ferdinand de Saussure tarafından kurulan göstergebilim okulunun takipçisidir ve bu sebeple göstergebilimin yapı taşlarının aşağıdaki gibi ikili bir modelde bulunduğunu gösterir: (1) gösterilen; "göstergeyi kullanan kişinin kastettiği “şey”” (Barthes1967: 43); (2) gösteren; gösterileni açığa çıkarmak için kullanılan aracı ile birlikte kullanılan göstergeyi oluşturur. Burada, gösterilenle etkileşime girince gösterilenin çıkarımı yapılabilir. Örneğin: bir sevgiliye çiçek hediye etme eyleminde; çiçek, tutkunun gösterenidir, tutku gösterilendir ve birlikte, bir sevgiliye bir çiçek hediye etmenin iletişimsel eyleminde amaçlanan göstergeyi oluştururlar. Barthes'a göre, bu ilişkiler yalnızca birinci dereceden semiyotik sistemi oluşturur. 'Diğer şeylerin yanı sıra, karmaşık kültür ve politik kimlik kavramlarımızda gizlenmiş anlamlandırma etkileşimlerinin ötesine bakıldığında, o bu ilişkilerin, bir bütün olarak göstergenin yalnızca bir gösteren olduğu ikinci düzey bir semiyotik sistemin bir parçasını oluşturduğunu bulan Danimarkalı dilbilimci Hjelmslev'in çalışmalarını genel hatlarıyla geliştirir; bu ikinci düzey sistem, çağrışım, üstdil ve aslında mit ile etkileşime girdiğimiz bir ifade düzlemi oluşturur. Buna göre, mitler, anlamlandırma sistemlerimizin içine yerleştirilmiş ve iletişimde ifade edilen göstergelerdir ve araştırmaları, verilen sosyal sembollerin kolektif bilincin dokusunda nasıl şekillendiğini göstermemizi sağlar.


İkinci düzey anlamlandırma sistemleri olarak mitler, bir "form"a bir "anlam"ın eklemlenmesiyle oluşturulur. Form, belirli bir hukuki yapı veya bir kuruma yönelik sembolik referans veya doğal bir oluşum gibi genellikle boştur. Birinci düzey göstergebilimsel etkileşimlerin aksine, bu yapı genellikle doğrudan veya örtük motivasyonları içerir. Bununla birlikte, mitlerin soyutlanmış doğası göz önüne alındığında, bu tür motivasyonlar genellikle çok parçalıdır. Mit okunduğunda – ilk kısma geriye dönüp bakıldığında – mit bu anlam ve form bağını dondururken güdü kendini göstermez. Gerçekte, mitler, tarihsel bir niyete doğal bir gerekçe verme veya "olasılığın ebedi görünmesini sağlama" görevini dolaylı olarak üstlendikleri için doğal görünürler (Barthes 1973: 155). Bunu yaparken mit, gerçekliği boşaltır ve kendisini "insan eylemlerinin karmaşıklığını" ortadan kaldıran apolitize edilmiş bir konuşma olarak sunar (Barthes 1973: 156). Yine de mitler, birinci seviyede var olan anlam ilişkilerini bizim algımızdan saklamazlar, daha çok forma başka bir anlam katmanı ekleyerek onları çarpıtırlar (Barthes 1973: 131). İlgili bir notta, betimlemenin işleyişi olarak tanımlanan metadil, belirli bir grubun kolektif bilincinin bir parçasını oluşturan, mitlerin ve diğer çağrışımsal ikinci dereceden semiyotik yapıların düşünce tarzımıza içselleştirilmesinden kaynaklanır. Medyanın küreselleşmesi, ortak üstdilimizin unsurlarını daha da kötüleştirmiştir.


Örneğin Barthes, selam verirken Fransız üniforması giyen siyahi bir adamı tasvir eden 1960'lardaki Paris-match dergisinin kapağından bahseder. Böyle bir temsilin amacı şudur: 'Fransa büyük bir imparatorluktur, vatandaşları (özellikle sömürgeciliğinin kurbanı olanlar) arasında herhangi bir ayrım gözetmeksizin' ya da başka bir deyişle, siyah adamın kendisiyle olan tüm mücadeleleriyle anlamın koşulları ve ordunun sembolü olan biçim tarafından inşa edildiği gibi resmin gösterdiği ilişkileri normalleştirmektir. Böylelikle, imgede bulunan güdülenmiş mit, Umberto Eco'nun da belirttiği gibi, yalan söylemek amacıyla ustaca kullanılabilen ikinci düzey göstergebilimde gerçekliği çarpıtmıştır.


Hukukta mitler, belirli bir normatif yargının yorumlandığı varsayımları oluşturabilir; örneğin, tahkim mahkemeleri genellikle, hissedar değeri ilkesi tarafından ifade edildiği üzere, yatırımcının çıkarının serveti maksimize etmek olduğu varsayımına dayanıyor gibi görünmektedir. Şirketin amacının, hissedarların çıkarına bağlı olarak karı maksimize etmek olduğunu ifade eden hissedar değeri kuralı, çoğunlukla piyasa güçleri tarafından korunur ve normatif temelden yoksundur; bu görüş, tanınmış Amerikalı bilim adamı Lyn Stout'un “Hissedar Değer Miti” üzerine gerçekleştirdiği çalışmasında özetlenmiştir. Bu durumda, biçim, normatif yapının meşruiyet iddiasıdır, anlam kar maksimizasyonudur ve motivasyon, liberal iktisattan veya piyasanın gayet de görünür olan görünmez eline ilişkin daha açık nosyonlardan kaynaklanmaktadır. Öte yandan, Jean d'Aspremont'un "İnanç Sistemi Olarak Uluslararası Hukuk" ve Peter Fitzpatrick'in "Modern Hukuk Mitolojisi" adlı eserinde gösterildiği gibi, verili bazı kuralların meşruiyeti mitler olarak yorumlanabilir. Dahası, kültürel ve politik mit, özellikle medyada paylaşılan "fast-food" bilginin aşırı üretimi tarafından kolaylaştırılan çağdaş mitlerin aşırı çoğalması göz önüne alındığında, hukuki bilginin şekillendirilmesinde, dolaylı olarak hukuki söylemleri şekillendirmede rol oynar (Barthes 1973: 141).


Barthes, mitin esasen anlık bir izlenim yaratmayı amaçladığını ve bu nedenle okumanın 'tek vuruşta tükenmiş' mit olduğunu gösterir (Barthes 1973: 141). Kişi, bir miti deşifre etmek için, kişinin motivasyonuyla ilgili soruyu akılda tutarak, üretildiği ve iletildiği bağlamla ilgili olarak okunan form ve anlam üzerinde düşünmelidir. Barthes, mitin deşifre edilmesinin, kökenlerine rağmen 'doğal' ve 'evrensel' olduğunu iddia eden mevcut kavramlar üzerinde düşünmeye izin verdiği için tarihe katkıda bulunduğunu keşfeder. Spesifik olarak, değerlendirdiği kültürel sembollerin çoğunun, yukarıda tartışılan Paris-match dergisinin kapağında görüldüğü gibi burjuvazinin mantığını, kapitalizmin ve imparatorluğun hakimiyetini normalleştiren çağrışımlara sahip olduğunu çünkü anlamların ‘isimleri gereksiz hale gelene kadar’ bu mitlerden aktığını fark eder (Barthes 1973: 150). Mitler, bir bakıma, tarihi gerçek olarak normalleştirmeleri bakımından iktidar mücadelelerinin sonucudur. Bu tür mitlerin uluslararası hukuktaki yaygınlığı, diğerlerinin yanı sıra liberalizm ve imparatorluk mitleri için sağlamlaştırıcı zeminler sağladığı için çok büyüktür.


Barthes'ın dehşetine rağmen, göstergebilim çalışmaları – özellikle mit kavramına yakın gömülü çağrışımların inşası – pazarlama ve politika oluşturma amacıyla çağdaş pazarlarda doğrudan araçsallaştırılmıştır. Mitlerin böylesine aktif ve motive edilmiş bir şekilde üretimi, bireysel ve kolektif bir temelde bu tür içselleştirilmiş çıkarımlardan ve en önemlisi en büyük mitlerden bazılarının sahibi olan hukukta ortaya çıkan olası önyargıların eleştirel bir şekilde deşifre edilmesini gerektirir.


Kaynakça


Roland Barthes, Elements of Semiology (Cape Editions, 1967)

Roland Barthes, Mythologies (Paladin, 1973)


Orijinal metin "Roland Barthes: Myth" başlığıyla 12 Haziran 2020 tarihinde Critical Legal Thinking sitesinde yayımlanmış tır, orijinal metne bağlantı üzerinden ulaşmanız mümkündür.


[1] Barthes’ın “Mythologies” adlı eseri Türkçeye “Çağdaş Söylenler” olarak çevrildiğinden Türkçe ismi tercih edilmiştir. İlgili eser için bkz: Çağdaş Söylenler, Barthes, Metis yay. Çev.: Tahsin Yücel, 2014, İstanbul. (ç.n.)