Proleter Adalet Üzerine

Andrey Vışinski

Çev.: Furkan Yılmaz


Bize, devlet iktidarını elinde tutan burjuvazinin yaptığı yasaların kendi çıkarına değil genel çıkara hizmet ettiği; kendi iyiliğini değil, genel iyiyi koruduğu; kendi iradesini değil, genel iradeyi ifade ettiği söyleniyor. Buna rağmen biz biliyoruz ki gerçek öyle değil. Burjuva devletindeki tüm yasalar burjuva yasalarıdır; burjuvaziyi korumak amacıyla yapılır ve onun çıkarlarını korumak amacıyla soğuk ve hesaplı bir şekilde uygulanır.


Biliyoruz ki, bir burjuva devletindeki herhangi bir yargıç, efendilerinin, burjuvazinin arzularına göre değil, kendi bilincine göre hüküm vermeye karar verirse, yargı koltuğunda bir saat bile kalmayacaktır. Ve tabii ki burjuva ruhunun burjuva mahkemelerinde hüküm sürmesi pek doğaldır; burjuva yargıçlar burjuva bir yoldan hüküm verir; hukuk anlayışları (yani hukuki bilinçleri) baştan sona burjuvadır.


Bunun tam tersi anlaşılmaz olacaktır. Çünkü hukukun yalnızca ekonomik ilişkilerin bir ifadesi olduğunu biliyoruz. Komünist Manifesto’da Marx, “burjuva toplumunun fikirleri[nin] burjuva üretiminin ve mülkiyet ilişkilerinin ürünü [olduğunu]” belirtmişti. Başka bir yerde (Ekonomi Politiğin Eleştirisi’nde) Marx, “hukuki ilişkilerin, yaşamın maddi koşullarından kaynaklan[dığına]” işaret etmişti. Son olarak, Köln’de bir jüri önünde yaptığı ünlü konuşmasında (1847), Marx şunları söylemişti: “Toplum hukuka dayanmaz. Bu, hukukçuların bir fantezisidir. Aksine hukuk topluma dayanmalıdır”.


Burjuva toplumu, burjuva mülküdür. Ve burjuva hukuku bu mülkiyeti koruyan hukuktur. Bunu kavramayı başaramayan ve sözde evrensel adaletle çocukça komediler oynamayı düşünen, adaletin bir burjuva için kendisinin mülkünü ve kârını ifade ettiği gerçeğini de anlamamıştır. Dolayısıyla burjuva yargısının dayandığı “hukuk bilinci”, burjuva bilincinden başka bir şey değildir.


Hanidir sınıflar birbirlerine karşı koymaktadır. Ancak yakın zamanda sadece proletarya, kendi hukukunu burjuva hukukuna, kendi sosyalist hukuk bilincini burjuva hukuk bilincine karşı geliştirmeyi başarmıştır. Ve sosyalist hukuk bilincini mücadelenin ön saflarına taşıyan proletarya, onu aktif ve yaratıcı bir güç olarak kullanmaktadır. Yargı kararlarının alınmasında sosyalist hukuk bilincini rehber edinme ilkesi, Sovyet hükümeti ve Sovyet Mahkemesi’nin kurulmasının hemen ardından kabul edilmiştir.


… “Sosyalist hukuk bilinci”nin anlamı nedir? Gördüğümüz gibi, kararnamelerimizin hiçbiri bir tanım vermemiştir. Ama şöyle bir tanım kendini gösteriyor, basitçe şu şekilde ifade edilebilir: Proleter Mahkemesi, hükümet iktidarını silah yoluyla ele geçiren proletaryanın mahkemesidir. Bu iktidarı düşmanlarının direnişini bastırmak, sosyalizmi ve komünizmi bir an önce gerçekleştirmek amacıyla ele geçirmiştir.


Proletarya, mahkeme-mahkeme adaleti gibi güçlü araçlar da dahil olmak üzere, emrindeki tüm araçları kullanarak direnişin üstesinden gelmektedir. Yoldaş Buharin, “Komünist Program”da şöyle demişti: “Devlet iktidarı, işçi sınıfının elinde burjuvaziye karşı hazır tutulan bir baltadır”. Bu baltanın keskin tarafı, muzaffer proletaryanın devlet gereklerine uygun şekilde hareket etmesi gereken mahkemedir.


Ancak bu menfaate göre yargılamak için gereken ölçütü nerede buluruz? Bir yargı kararının bu menfaatle uyumlu olup olmadığını nasıl anlarız? Tek kaynak, ölçüt, pusula, proletaryanın sınıf bilincidir. Proletaryanın sınıf bilinci, burjuvazi ile uzun süren, tarihsel mücadele sürecinde çözümlenmiştir. Bu bilinç, proletaryaya yalnızca doğumunun değil, aynı zamanda galip gelen gelişiminin sırrını da açıklayan bilimsel sosyalizmin sağlam bünyesinde rafine edilmiş ve keskinleştirilmiştir. Sosyalist teorilerin bilimsel temellerine dayanan proletaryanın sınıf bilinci, mücadeleyi yürütmek için çekilmiş bir yaydır, hangi araçların ve nasıl kullanılacağını göstermektedir. Buna binaen sosyalist (veya komünist) hukuk bilinci, adaleti yerine getirirken, (1) devrimci proletarya diktatörlüğüne olanak sağlayacak bir şekilde (2) sınıf mücadelesine gereken önemi göstererek (3) komünizm adına hareket etme gerekliliğinin tanınmasıdır.


Sonuçta, bir yargıç “Ben başka bir karar vermek yerine böyle bir karar verdim” diyerek “proletarya diktatörlüğüne, sınıf mücadelesine ve komünizme elverişli olduğu için” diye eklediğinde, eyleminin sosyalist hukuk bilinciyle yönlendirildiği sonucuna varırız.


Her Komünist, çağdaş toplumda neyin suç oluşturduğunu ve suçluları kimin (yani hangi sınıfın) tedarik ettiğini bilir. Suç, sefaletten; kapitalist baskıdan; yolsuzluktan ve kapitalist toplumun baskısından doğar. İşçi sınıfı, kapitalizm tarafından yağmalandığı ve duman edildiği için suçluları da tedarik etmektedir.


Nihayet, işçi sınıfından bir suçlu, Sovyet Mahkemesi önüne çıktığında, sosyalist hukuk bilinci, yargıca hem uygun yaklaşımı hem de doğru kararı önermelidir. Örneğin yasa, hırsızlığın beş yıl hapis cezasıyla cezalandırılacağını belirtmektedir. Ancak yargıç, sosyalist hukuk bilincine uygun şekilde, suçluyu hapse mahkûm etmek yerine, onu bir fabrikada çalışmaya göndererek ertelenmiş bir hapis cezasına çarptıracaktır.


Bu nedenle, Sovyet yargısının temelinde yatan “sosyalist hukuk bilinci” esas ilkesi, mevcut yasa ve tüzüklerle uyuşmamakla birlikte, yazılı hukuka rağmen tam olarak yürürlükte kalacak ve ağırlık kazanacaktır.


Orijinal kaynak: “Eshche raz o sotsialisticheskom pravosoznanii,” Rabochii sud, No. 5-6 (1925), ss. 196-200. Çeviri metnin alındığı kaynak: Michael Jaworskyj, ed., Soviet Political Thought; an anthology (Baltimore: Johns Hopkins Press, 1967), ss. 200-202. Çeviriye esas alınan metin “Vyshinskii on Proletarian Justice” başlığıyla Seventeen Moments in Soviet History sitesinde yayımlanmıştır, metne bağlantı üzerinden erişmeniz mümkündür.