Pandemi Riskini Azaltmak Için Fabrika Çiftliklerini Hemen Şimdi Yasaklamalıyız

Jeff Sebo & Nico Stubler

Çev.: T. Gizem Soyergin


COVID-19’un tanıtıma ihtiyacı yok. Pandemi halihazırda küresel bir facia ve en kötü senaryo büyük ihtimalle henüz gerçekleşmedi. Fiziksel mesafe gibi bireysel tedbirler şu anda kritik olduğu halde bu tür taktikler nadiren bel bağlamamız gereken son çare tedbirleridir. Şu anda COVID-19 ile başa çıkmak için elimizden gelenin en iyisini yaptığımız gibi gelecekte başka pandemilerin ortaya çıkmasını önlemek için çalışmalıyız. Bu amaca ulaşabilmek için fabrika çiftçiliğini hemen şimdi yasaklamalıyız.


Hayvan yemek pandemi riskini önemli miktarda artırıyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine göre, "insanlardaki her 4 yeni veya yakın zamanda ortaya çıkmış bulaşıcı hastalıklardan 3’ü hayvanlardan geliyor." Mevcut pandemi hakkında birçok şey belirsiz kalsa da, en iyi işleyen teorimiz COVID-19’un yarasalarda ortaya çıkması, oradan pangolinler gibi hayvanlara yayılması ve ardından Çin’in Wuhan şehrindeki Huanan Deniz Ürünleri Pazarı’nda insanlara geçmesidir. İki düzine ülkede insanları enfekte eden ve 774 insanı öldüren 2003 pandemisi SARS, söylendiğine göre yine Çin’in bir canlı pazarındaki yabani bir hayvandan kaynaklandı.


Bu bağlantıyı fark eden Çin, kısa süre önce tüm suda yaşamayan yabani hayvanların ticaret ve tüketimini kalıcı olarak yasakladığını duyurdu. Şimdi benzer bir yasağı Vietnam yürürlüğe koymayı düşünüyor. Bununla birlikte, pandemiler sınır tanımıyor. COVID-19’un hızlı yayılımı, modern insan toplumlarının birbirlerine ne kadar derinden bağlı olduğunu ve bulaşıcı hastalıklarla birlikte iklim değişikliği gibi tehditler karşısında ne kadar savunmasız olduğunu açıkça gösteriyor. Küresel topluluğumuzda çevresi sınırlarla çizili her alan, yalnızca aramızda en az korunan kadar korunmaktadır. Bu gerçekle yüzleşen önde gelen akademisyenler, şimdi, canlı pazarların küresel olarak yasaklanması çağrısında bulunuyor.


Canlı pazarlar üzerindeki küresel bir yasak, pandemi riskini azaltacak ancak riski yine de yeterince azaltmayacaktır. Pandemi riski sadece canlı pazarlardaki yabani hayvanların hapsedilmesi ve katledilmesiyle değil aynı zamanda endüstriyel tarım yerleşimlerindeki çiftlik hayvanlarının hapsedilmesi ve katledilmesiyle de güçlenmektedir. Modern tarihin en ölümcül halk sağlığı krizlerinden biri olan 1918 H1N1 pandemisinin ve küresel nüfusun yüzde 20 kadarını enfekte eden 2009 H1N1 pandemisinin her ikisinin de domuzlardan geldiğine inanılıyor. Çiftlik hayvanlarından kaynaklanan başka bulaşıcı hastalık örnekleri de kolaylıkla bulunabilir.


Bilim insanları, endüstriyel hayvancılığın pandemi riskini artırmasıyla ilgili uzun zamandır uyarıda bulunuyor. Fabrika çiftlikleri, antimikrobiyal dirençli patojenler için ideal üreme alanlarıdır. Bu çiftlikler, birbirine yakın mesafelerde hapsedilmiş hasta bireylerden oluşan çok büyük popülasyonlar içeriyor. Aynı zamanda çok büyük miktarlarda antimikrobiyal kullanıyorlar; örneğin ABD’de, fabrika çiftçiliği antibiyotik kullanımının yüzde seksenini oluşturuyor. Böylesine aşırı kullanım, antimikrobiyal dirençli patojenlerin kolayca gelişmesine mahal veriyor ve bu nedenle dünya çapında insanları modern tıbbın tedavi etmekte zorlandığı bulaşıcı hastalıklara maruz bırakıyor.


Bir sonraki pandemi her an ortaya çıkabilir. Bu yılın başında, Alman kümes hayvanları çiftliğinde ölümcül potansiyele sahip olan H5N8 virüsü keşfedildi. COVID-19’un on binlerce insanın ölümüne, yüz binlerce insanın hasta olmasına ve küresel sosyal ve ekonomik sistemlerin durmasına neden olduğu bir zamanda buna ek bir pandeminin doğuşu felaket anlamına gelebilir. Umarım ki, mevcut krizimizi büyütmeden bu yeni virüsü kontrol altına alabiliriz. Her halükârda, devam eden bir pandemi sırasında başka bir virüsün ortaya çıkması, bu krizlerin zamanla daha sık ve yoğun hale geldiğinin kesin uyarısıdır.


Bazı kişiler, fabrika çiftçiliğinin yasaklanmasının gereksiz bir külfet olduğunu iddia edebilirler. Örneğin, bazı kişiler fabrika çiftçiliğinin daha iyi düzenlenmesinin yeterli olacağına inanıyor. Diğer kişiler, yasağın bireysel özgürlük ve mevcut durumda gıda ve istihdam için fabrika çiftçiliğine bağlı olan insanların refahını tehdit edeceğine inanıyor. Bu gibi kaygılar makuldür ancak en nihayetinde ikna edici değildir.


Öncelikle, fabrika çiftçiliğinin düzenlenmesi onun içerdiği birçok riski en aza indirmek için yeterli değildir. Yasak gereklidir çünkü bu yasak fabrika çiftçiliğinin insanlara, hayvanlara ve çevreye son derece zararlı olduğunu ve adil bir toplumda kabul edilemez olduğunu ifade eder. Dahası, fabrika çiftçiliğinin zararları bu sistemin esas özelliğidir, kolayca ortadan kaldırılabilecek tesadüfi bir özellik değildir. Bu zararların tamamıyla ele alınması, bütün sistemi tamamen temelinden sarsacaktır. Böylelikle, fabrika çiftçiliğine ilişkin herhangi bir "düzenleme" ya ne yazık ki yetersiz olacaktır ya da pratikte yasak haline gelecektir.


İkinci olarak, fabrika çiftçiliğinin yasaklanması, bireysel özgürlükle sorunlu bir şekilde çatışmaz. Evet, özerk seçimler yapmakta özgür olmalıyız. Ancak, çok büyük, gereksiz zararlara yol açan seçimler yapmakta özgür olmamalıyız. Fabrika çiftçiliği, daha fazla hayvanı öldürür; daha fazla arazi, su ve enerji kullanır; ve benzer bitki bazlı sistemlerden daha fazla atık, kirlilik ve sera gazı üretir. Bu etkilerin tümü, fabrika çiftçiliğinin yasaklanmasından çok daha fazla bireysel özgürlükle çatışmaktadır. Böylelikle, bireysel özgürlüğe olan bağlılığımız fabrika çiftlikleri üzerindeki yasağa sadece izin vermekle kalmaz aynı zamanda bu yasağı gerektirir de.


Üçüncü olarak, fabrika çiftçiliği üzerindeki yasakla bağlantılı olan her türlü risk hafifletilebilir. Birçok organizasyon, sağlıklı, insani, sürdürülebilir bitki bazlı gıdalara erişimi artırmaya çalışıyorlar. Başka birçok organizasyon da onurlu, insani ve sürdürebilir istihdam seçeneklerine erişimi artırmaya uğraşıyor. Fabrika çiftçiliği üzerindeki yasakla bu çabaları birleştirmek, kimsenin kişisel hayatta kalma mücadelesiyle, çok büyük, gereksiz zararlarda suç ortaklığı arasında seçim yapmak zorunda kalmamasını sağlar. Kabul ediyorum ki, gıda sistemimizdeki zararları ortadan kaldıramayabiliriz. Ancak ilgili herkes için zararı en aza indirebiliriz ve indirmeliyiz.


Fabrika çiftçiliğinin yasaklanmasına verilen destek, ABD Senatörü Cory Booker’ın 2009 Çiftlik Sistemi Reformu Kanun Tasarısı’nda yeni fabrika çiftlikleri üzerinde yer alacak moratoryumla ve 2040 yılına kadar fabrika çiftçiliğinin sona erdirilmesi çağrısıyla siyasi geçerlilik kazanıyor. Bu kanun övgüye değer olduğu halde 82.000 yumurta tavuğu ve 125.000 tavuk içeren çiftliklere hala izin verdiği için yine de yetersizdir. Buna ek olarak, fabrika çiftçiliğinin yirmi yıl daha varlığını sürdürecek olması çok fazladır. ABD’nin fabrika çiftçiliğini, Çin’in suda yaşamayan yabani hayvanların ticareti ve tüketimini yasaklamasıyla aynı hızda ve eksiksizlikte yasaklaması gerekiyor.


COVID-19’a verdiğimiz yanıt, işin ciddiyetini yansıtmalıdır. Bu pandeminin semptomlarını aynı anda temel nedenlerini ele almadan tedavi etmek sorumsuzluktur. Bu kriz, canlı pazarların yasaklanması, fabrika çiftliklerinin yasaklanması ve herkes için gıda ve ekonomik güvenliğin sağlanmasına yönelik hükümler dahil (ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere) iddialı yeni politikaların çağrısında bulunuyor. Siyasi liderlerimizin tüm bu cephelerde acil ve kapsamlı eylemlerden daha azını yapması görevin ihmal edilmesidir.


Orijinal metin “To Reduce the Risk of Pandemics, We Must Ban Factory Farms Now” başlığıyla 7 Nisan 2020 tarihinde Sentient Media sitesinde yayımlanmıştır, orijinal metne bağlantı üzerinden erişmeniz mümkündür.