Gramsci Washington’da: “Moleküler Girişim” ve Uluslararası Yatırım Hukuku

Alessandra Asteriti

Çev.: Emek Ilgaz


Antonio Gramsci’nin, hegemonya kavramını cebri güç tarafından uygulanan kontrol ve tahakkümü değil, rızaya bağlı bir kontrolle sonuçlanan entelektüel ve ahlaki liderliği tanımlamak için özgün bir şekilde geliştirdiği ve detaylandırdığı kabul edilebilir. Bu anlayış sosyoloji, uluslararası ilişkiler teorisi ve siyaset teorisinde son derece etkili olmuştur. Bu yazı, Gramsci’nin hegemonya kavramını Gramsciyen teoriye daha az aşina olan bir çalışma alanını, uluslararası yatırım hukukunu analiz etmek için kullanır. Daha spesifik biçimde, Gramsci’nin entelektüel, ahlaki ve politik hegemonyanın iktidara yükselen bir sınıf tarafından elde edebileceği sürece ilişkin tanımıyla ilgileniyorum. Gramsci, bu süreci Risorgimento bağlamında tartışır ve Ilımlı Parti’nin hegemonyasını ‘liberal’ olarak adlandırılabilecek şekillerde ve araçlarla, diğer bir deyişle bireysel, ‘moleküler’, ‘özel’ girişim yoluyla” nasıl kurduğunu belirtir.[1]Yatırım hukukunun uluslararası hukuk alanında nasıl yerleştiğini analiz ederken yararlı bir biçimde kullanılabilecek olan hegemonik gücün yayılma tarzlarına ilişkin görüş, bu görüştür. Gramsci’nin hegemonya anlayışının yatırım rejiminin gelişimini yorumlamak ve yörüngesini izlemek için yararlı bir araç sunduğunu savunuyorum.


İyi bilindiği gibi, uluslararası yatırım hukuku, çoğunlukla ikili anlaşmalardan oluşan bir ağa dayanmaktadır ve yalnızca bir dizi temel işleyiş standardı sağlamakla kalmayıp aynı zamanda ve en önemlisi, karışık anlaşmazlıkların çözümü için ad hoc tahkim veya Uluslararası Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümü Merkezi (the International Centre for Settlement of Investment Disputes) (Washington’da Dünya Bankasına bağlı bir kurum) da sağlar. Yatırım rejiminin şu anda bir meşruiyet krizi geçirdiği ve özellikle yatırımcı-devlet anlaşmazlığı çözümü (ISDS) sistemini içeren bazı özelliklerinin çözüldüğü doğrudur. Sistemin, özellikle “moleküler yapısından kaynaklanan” direncini ve adapte olabilirliğini küçümsememek gerekir.


Gramsci’ye göre hegemonya, toplumdaki egemen sınıf tarafından uygulanan ideolojik kontroldür; entelektüel, ahlaki ve politik hegemonya ekonomik kontrole eşlik eder ve onu destekler. Gramsci’ye göre,


“bir sosyal grubun üstünlüğü iki şekilde kendini gösterir: ‘tahakküm’ ve ‘entelektüel ve ahlaki liderlik’ olarak. Bir sosyal grup, ‘tasfiye etme’ ya da belki silahlı güç tarafından bile boyun eğdirme eğiliminde olduğu düşman gruplara hükmeder; akraba ve müttefik gruplara öncülük eder. Bir sosyal grup, hükmetme gücünü kazanmadan önce zaten ‘liderlik’ uygulayabilir ve gerçekten de uygulamalıdır… ; daha sonra iktidarı kullandığında egemen olur ancak onu sıkıca kavramasına rağmen aynı zamanda ‘liderlik’ etmeye de devam etmelidir.”[2]


Yatırım rejimi, Bretton Woods sisteminin bir ürünü olduğu için hegemonik olmayan bir konumdan gelişmedi. “Moleküler” bir girişim, yaygın bir uluslararası yükümlülükler biçimi ve hem iç hukukun hem de çok taraflı rejimlerin erişiminin ötesinde bir uyum modeli yaratmayı sağlayarak yatırımın korunması için çok taraflı bir yasal çerçeve üzerinde anlaşmaya varma sorunlarının (birinin gerekli gördüğü ölçüde, ancak bu başka bir yazının konusu!) aşılmasına hizmet etti.


Ve bu nedenle Gramsci tarafından tanımlanan hegemonik gücün “moleküler” yayılması ve konsolidasyonu süreci, yatırım rejiminin, özellikle de yatırım tahkiminin, bir dizi ikili kurallar dizisinin ve bir hukuk yolları sistemin benzer bir kristalizasyon sürecini harekete geçirme biçimiyle karşılaştırılabilir. Yatırım mahkemeleri, hukukun üretildiği, benzer sorunlara benzer çözümler geliştiren ve çoğunlukla ikili yatırım anlaşmaları sisteminin garanti ettiğinden daha büyük ölçüde birbirlerinin sonuçlarına güvenen merkezi olmayan yerler olarak tanımlanabilir. “Hukukun üstünlüğü” gibi belirli temel ilkeler veya “adil ve tarafsız” standardı gibi somut kuralların soyut kümeleri etrafında birleşme ve kaynaşma eğilimi gösteren çok sayıda hat boyunca uzanan bu yasal gelişme modeli, her türlü açık hiyerarşik yapıdan kaçınır ve katı bir şekilde ekonomik ve politik rejimlerle etkileşim araçlarını oluşturur. Yine de bu esnekliği zayıflıkla karıştırmak ve modelin hegemonik potansiyelini (veya anayasallaştırma özelliklerini) küçümsemek yanlış olur. Bu akış durumu, hukukun bu akıcılığı (liquidity), hiyerarşik bir mimari ve katı bir çatışma kuralları sistemi olmadan gerçekleşen tartışmasız yeni bir esnek anayasacılık (flexible constitutionalism) biçimidir. Başka bir deyişle, yaygın ikili ilişkiler aracılığıyla yatırım rejimi ekonomik ve diğer ilişkileri yöneten hegemonik bir kurallar sistemi kurar.


Gramsci’nin praksis hukuk fikri, (küreselleşmiş) yönetici sınıfın ekonomik çıkarlarını yükseltmek için zorla ve rızaya dayalı bir şekilde çalışarak devleti “devletsiz kamu hukuku” ile değiştirir. Böylelikle, devlet yapısının iskelet gibi olduğu (ve yine de bu, özelleştirilmiş, köklerinden uzaklaştırılmış sistemin uygulanması için çok önemli) ulusötesi, küreselleşmiş bir sistemde, yatırım rejimi devlete karşı kamu hukukunu uygulama örtüsünü üstlenir.


Elbette, özel ve kamusal arasındaki ayrımın bulanıklaşması, Gramsci tarzında uygulamalı bir hukuk anlayışı ve özgürleştirici bir politika alanı için bir giriş noktası oluşturabilir. Ancak, bu nedenden dolayı, özel hukuk usul yapısının sürdürülmesi mevcut rejimin destekçileri tarafından çok önemli görülüyor. Örneğin Stephan Schill, yatırım rejiminde artan meşruiyet krizine ilişkin sistem içi çözümlere başvurma konusunda ısrar etti, yatırım tahkimini, karşılaştırmalı bir kamu hukuku yaklaşımı içinde, tahkim çerçevesini değiştirmeden (temyiz sistemi, yatırım mahkemesi vb. olmadan) uluslararası bir adli inceleme biçimi olarak yeniden kavramsallaştırdı.


Gramsci’nin hegemonik güç elde etme stratejisi olarak incelediği “moleküler” inisiyatif, devlet kontrolü ile özel ekonomik etki arasında kırılgan bir denge durumunda iktidarı sürdürmeye yönelik yinelemeli bir sürecin kurucusu olarak da görülebilir. ISDS sistemi, gücünü tam olarak geçiciliğinden, aynı zamanda orada ve orada olmamasından almaktadır


Orijinal metin, “Gramsci in Washington: “Molecular Initative” and International Investment Law” başlığıyla 27 Ekim 2017 tarihinde Legal Form sitesinde yayımlanmıştır, orijinal metne bağlantı üzerinden erişmeniz mümkündür.


[1]Antonio Gramsci, The Gramsci Reader: Selected Writings, 1916-1935, ed. David Forgacs (New York: New York University Press, 2000), 250.

[2] Antonio Gramsci, Selections from the Prison Notebooks, ed. ve çev. Quintin Hoare ve Geoffrey Nowell Smith (New York: International Publishers, 1971), 57-58.