Gelmekte Olan Çağ

Giorgio Agamben

Çev.: Yusuf Enes Karataş


Bugün küresel ölçekte gerçekleşen şey kesinlikle dünyanın sonudur. Ancak bu son dünyayı kendi çıkarlarına göre yönetenlerin kastettiği anlamda değil, insan topluluğunun yeni ihtiyaçlarını karşılamaya daha uygun olacak bir dünyaya geçişi geçiş anlamındadır. Burjuva demokrasileri çağı meydana getirdiği haklar, anayasalar ve parlamentolar ile birlikte sona yaklaşıyor. Bu hukuki kabuğun ötesinde, ki bu hukuki kabuğun önemsiz olduğunu söylemiyorum, sanayi devrimi ile başlayan ve iki (veya üç) dünya savaşına ve bu savaşların beraberinde getirdiği – zorba ya da demokratik – totalitarizmler, olgunlaşan dünyanın sonudur.


Dünyayı yöneten güçler, biyogüvenlik ve sağlık terörü gibi her yerde faaliyete sokulup muhafaza edilmiş ve artık kontrolden çıkarak [toplumu] tehdit eden aşırı önlem ve mekanizmalara başvurmayı gerekli gördülerse, bunun nedeni hayatta kalmak için başka seçeneklerinin kalmamasından korkmalarıdır ki korkmaları için sağlam kanıtlar da mevcuttur. İnsanlar bu despotik önlemleri ve benzeri görülmemiş kısıtlamaları herhangi bir gerekçe olmaksızın kabul ettiyse, bunun nedeni yalnızca pandemi korkusundan değil, muhtemelen, az ya da çok bilinçsizce içinde yaşadıkları dünyanın devam edemeyeceğini – devam edemezdi çünkü bu dünya fazlasıyla adaletsiz, fazlasıyla insanlık dışıydı – kabul ettikleri içindi. Elbette hükümetler artık daha da insanlık dışı ve adaletsiz olacak bir dünya hazırlamaktalar. Her halükârda, bildiğimiz dünyanın artık devam edemeyeceği bütün taraflarca bir şekilde işaret edilmişti. Herhangi bir belirsiz önsezide olduğu gibi, bu hususta da dini bir bileşen vardır. Sağlık, kurtuluşun yerini almıştır; biyolojik yaşam ebedi yaşamın yerini almıştır. Uzun zamandır dünyevi taleplere boyun eğmeye alışmış olan Katolik Kilisesi, bu görev değişikliğine az ya da çok açık bir şekilde rıza göstermiştir.


Bu dünyanın sonunu gelmesine üzülmemeli, tarihin kıyılarında kumlara çizilmiş bir yüz gibi zamanın acımasız dalgaları tarafından silinmekte olan insani ya da ilahi fikirlere özlem duymamalıyız. Ama aynı kararlılıkla, dilsiz ve yüzsüz çıplak hayatı ve hükümetlerin önerdiği sağlık dinini reddetmeliyiz. Ne yeni bir tanrı ne de yeni bir insan bekleyerek, burada ve şimdi ve bizi çevreleyen harabelerde mütevazı, daha bir yaşam biçimi aramalıyız. Bu yaşam biçimi bir serap değildir çünkü içimizdeki ve dışımızdaki karşıt güçler onu unutulmaya doğru itse de bu yaşam biçimi anılarımızda ve deneyimimizde mevcuttur.


İngilizce'den çevirdiğimiz metin "Times Ahead (On the Coming Time" başlığıyla 24 Kasım 2020 tarihinde D. Alan Dean'in Medium sayfasında yayımlanmıştır, metne bağlantı üzerinden erişmeniz mümkündür.