Şempanzeler ‘Kişi’ Olarak Değerlendirilmeli Mi?

Jeff Sebo

Çev.: T. Gizem Soyergin


Şempanzelerin kendilerini aynada tanıyabileceğinin, işaret diliyle iletişim kurabileceğinin, yaratıcı bir şekilde amaç güdebileceğinin ve uzun ömürlü arkadaşlıklar kurabileceğinin farkında olabilirsiniz. Aynı zamanda bunların bir kişinin yapabileceği şeyler olduğunu da düşünebilirsiniz. Bununla beraber şempanzeleri kişi olarak düşünmeyebilirsiniz.


İnsan Olmayanların Hakları Projesi düşünüyor. 2013’ten beri grup, şu anda, "sahipleri" tarafından kafeslerde tutulan ve diğer şempanzelerden ayırılmış iki şempanze, Kiko ve Tommy için çalışıyor. Mahkemelerden, Kiko ve Tommy’nin bedensel özgürlük hakkına sahip olduğuna hükmetmelerini ve hayatlarının geri kalanını diğer şempanzelerle birlikte yaşayabilecekleri bir barınağa derhal salıverilmelerini emretmelerini istiyorlar.


Mevcut Birleşik Devletler hukukundaki sorun, birinin ya bir "kişi" ya da bir "nesne" olmasıdır. Üçüncü bir seçenek mevcut değildir.  Eğer bir kişiyseniz, sizi yasadışı hapisten koruyan habeas corpus hakkı da dahil olmak üzere birçok hakka sahip olursunuz. Eğer bir nesneyseniz, haklara sahip değilsinizdir. Ve ne yazık ki, hassas, akıllı, sosyal varlıklar olmalarına rağmen Kiko ve Tommy kanun önünde nesne olarak değerlendiriliyorlar.


Buna karşılık, İnsan Olmayanların Hakları Projesi, gözü pek bir tavır alıyor: Eğer her varlığın bir kişi ya da bir nesne olduğu kabul edilecekse o halde Kiko ve Tommy’nin nesne olarak değil, kişi olarak kabul edilmeleri gerektiğini öne sürüyorlar. Ben ve diğer birçok filozof buna katılıyoruz.


Şubat ayında, ben de dahil olmak üzere bir grup filozof New York Temyiz Mahkemesi’ne Kiko ve Tommy’nin hukuki kişiliğini desteklemek üzere bir uzman görüşü sunduk. (Grubun üyeleri aynı zamanda bu makaleye de katkıda bulundular.) Mahkeme, davanın devam etmesine izin verip vermeyeceğini değerlendiriyor.


"İnsan" ve "kişi" terimlerini birbirinin yerine geçecek şekilde kullanma eğiliminde olduğumuz için, insan olmayan kişilik fikri ilk bakışta kafa karıştırıcı görünebilir. Ama esasında birbirlerinin muadili değiller. "İnsan", şu anda, en iyi şekilde, belirli bir tür olan Homo sapiens’in üyesine atıfta bulunan biyolojik bir kavram olarak anlaşılmaktadır. Buna karşılık, "kişi", ahlaki ve yasal haklara sahip olabilen bir bireye atıfta bulanan ahlaki ve yasal bir konsept olarak en iyi şekilde anlaşılmaktadır.


O halde soru şudur: Eğer "insan" ve "kişi" birbirlerinin yerine geçecek şekilde kullanılabilen kavramlar değillerse, neden bazıları, sadece insanların kişi olabileceğini düşünebiliyor?


Bir görüşe göre, sadece insanlar kişi olabilirler çünkü insanlık kişiliğin temelidir. Ancak, bu görüş mantıksızdır. Türlerin kendilerine içkin ve dışkın verili nitelikleri yoktur. Bunlar ahlaken keyfi sınıflandırmacı kategorilerdir. Türlerin kendi içlerinde büyük bir değişkenlik, türler arasında benzerlik ve türlerin zaman içinde değişimi söz konusudur.


Kendi kişiliğimizin temelini düşündüğümüzde, bir biyoloji ders kitabında nasıl sınıflandırıldığımızı düşünmeyiz. Bunun yerine, bilinçli deneyim, duygusallık, benlik duygusu, bakım ve karşılıklı dayanışma gibi yaşamlarımızın özelliklerini düşünürüz. Birine bir kişi veya bir nesne olarak muamele edilmesi söz konusu olduğunda, önemli olan genetik temelleri veya evrimsel geçmişi değil, bu tür özellikleridir. Bu yüzdendir ki genlerimizi kontrol etmek zorunda kalmadan haklara sahip olduğumuzu hepimiz biliriz.


Diğer görüşe göre ise, sadece insanlar kişi olabilirler çünkü sadece insanlar dil ve mantığı soyut ve sofistike bir şekilde kullanma yeteneğine sahiptirler. Kiko ve Tommy, başkalarıyla iletişim kurmak ve yaratıcı, akıllı bir yöntemle amaç gütmek de dahil olmak üzere birçok etkileyici şey yapabilirler. Ancak bütün bunları birçok insanın yapabildiği şekillerde yapamazlar.


Bununlar beraber, bu kişilik görüşü kabul edilemeyecek derecede dışlayıcıdır. Hepimiz hayatımızın ilk yıllarında dili ve mantığı soyut ve sofistike bir şekilde kullanma yeteneğinden yoksunuzdur, bazılarımız yıllar ilerledikçe bu yeteneklerini kaybeder ve bazılarımız da bu yeteneklerini hiçbir zaman geliştirmez. Gerçi, bu yeteneklerden yoksun olduğumuzda ahlaki ve yasal ödevlere sahip olmayabilecekken, hala açıkça ahlaki ve yasal haklara sahibizdir. Bu nedenle birçok yargıç ve hukuk uzmanı haklı olarak şu anda, modern insan hakları standartlarıyla temelde çelişen bu dışlayıcı kişilik görüşünü reddediyor.


Ancak şimdi, daha kapsayıcı bir kişilik görüşünü kabul ettiğimizi farz edelim, bu görüşe göre insanlar kişidir çünkü yukarıda bahsedilen özelliklerin bazılarına veya tamamına sahibizdir: bilinçli deneyim, duygusallık, benlik duygusu veya bakım veya karşılıklı dayanışma. Bu görüş karşı görüşten kısmen daha mantıklıdır çünkü kişiliğin kapsamına bütün insanları dahil eder. Aynı zamanda, bazı insan olmayanları da kişiliğin kapsamına dahil eder. Örneğin, Kiko ve Tommy mevcut izolasyon durumlarına rağmen, hayatları bizimkiyle derinden bağlı bilinçli, duygusal, akıllı, sosyal varlıklardır. Bunun sonucunda, modern insan hakları standartlarını karşılayan yeterince kapsayıcı herhangi bir görüşe göre kişi olarak kabul edilirler.


İnsan olmayan kişilik fikri zor sorular ortaya çıkarır. Sorulardan biri, insan olmayanların hangi haklara sahip olabileceğidir. Örneğin, eğer Kiko ve Tommy özgürlük hakkına sahip olabileceklerse, aynı zamanda mülkiyet hakkına da sahip olabilirler mi? Peki ya ifade özgürlüğü veya örgütlenme hakkı ya da siyasi temsil veya katılım hakkı?


Diğer bir soru ise hangi insan olmayan varlıkların haklara sahip olabileceğidir. Örneğin, eğer Kiko ve Tommy haklara sahip olabileceklerse, bonobolar ve goriller de haklara sahip olabilir mi? Peki ya kediler, köpekler ve balıklar? Ya da tavuklar, inekler ve domuzlar? Ya da karıncalar veya sofistike yapay zekâ programları?


Bu sorular rahatsız edicidir. Aynı zamanda sorulması makul olan sorulardır. Neticede, bir yerde sınır çizmemiz gerektiğini düşünebiliriz. Bu yüzden, eğer tür üyeliği konusunda sınır çizmememiz gerektiğine karar verirsek – eğer en azından bazı insan dışı varlıkların en azından bazı haklara sahip olabileceğini kabul etmeye karar verirsek – o zaman sınırı nereye çizeceğimiz hemen belli olmaz, hatta düşününce bu tür bir sınırı çizip çizmeyeceğimiz bile belli olmaz.


Ancak, iki noktayı akılda tutmak önemlidir. Birincisi, sorunun rahatsız edici olduğu gerçeği ondan kaçınmak için bir gerekçe değildir. Adaletsizliği, onun farkına varmanın ne anlama gelebileceğinden korkarak görmezden gelmemeliyiz.


İkincisi, sorunun makul olduğu gerçeği mevcut cevabımızda üstelemek için bir gerekçe değildir. Bazı sınırların ya yeniden çizilmesi ya da kaldırılması gerekir. İnsan hakları mücadelelerinin tarihi (modern insan hakları mücadelelerinden bahsetmiyorum bile) bunun yeterli kanıtıdır.


Bazen bir sorunun karmaşıklığının altında ezildiğimizde, gerçeğin ta kendisini belirterek başlamak ve yola oradan devam etmek bize yardımcı olabilir. Bu olaydaki gerçeğin kendisi, Kiko ve Tommy’nin önemsiz nesneler olmadığıdır. Doğa ile ahlaki ve hukuki kişiliğin sınırları hakkında ne söylersek söyleyelim, en azından bunu söylemeye istekli olmalıyız. Şu an bize sunulan tek alternatif, ahlaki ve yasal tanınmayı hak etmek için ne gerektiğine dair keyfi ve dışlayıcı görüşü kabul etmeyi devam ettirmektir. Oysa Kiko ve Tommy bundan daha iyisini hak ediyor, bizler de öyle.


Orijinal metin “Should Chimpanzees Be Considered ‘Persons’?” başlığıyla 7 Nisan 2018 tarihinde The New York Times sitesinde yayımlanmıştır, orijinal metne bağlantı üzerinden erişmeniz mümkündür.