Neoliberalizm, Avrupa Birliği ve “Iş-Yaşam Dengesi” Sorunu

Ivana Isailovic

Çev.: Amine Nur Güran


Avrupa ülkeleri, çoğunlukla toplumsal cinsiyet eşitliğinin bir ölçüsü olarak anlaşılan “iş-yaşam dengesi” açısından liderlik vasfına sahiptir. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve “iş-yaşam dengesi”nin çoğu göstergesinde Amerika Birleşik Devletleri’nden daha iyi olma eğilimindedirler, çünkü AB yasaları ve politikaları ücretli doğum izni, çalışan ebeveynlere karşı ayrımcılık yasağı ve her iki ebeveyn için doğum izni konularında kısmen iç hukuk ve yerel politikalarla uyumlu hâle getirilmektedir.[1] Birçok yorumcu, üye devletlerin politikalarını övüyor ve Amerika Birleşik Devletleri’nin bu konuda onlardan ders almaları gerektiğini öne sürüyor.[2]


Şaşırtıcı olmayan bir şekilde bu tür önlemleri politik-ekonomik bakış açısıyla ele almak, oldukça farklı bir gerçekliği ortaya çıkarmaktadır. Eşitliği destekleyen sosyal önlemler olmaktan ziyade, çağdaş AB önlemleri, yüksek vasıflı kadınların işgücüne katılımını arttırmak için tasarlanmış ekonomik araçlardır. Bunlar, AB’de son 20 küsur yıldır sürmekte olan neoliberal dönüşümün –aynı zamanda desteklenmesine de yardım eder– sonucudur. Yerel sosyal güvenlik ağlarının zayıflaması ve birlik genelinde[3] güvencesiz çalışmanın artmasıyla birlikte, bu önlemler – aksi takdirde çalışan ebeveynleri güçlendirecek şekilde anlaşılabilir – düşük vasıflı ve düşük ücretli çalışanların daha da marjinalleşmesiyle sonuçlanır. Bu, hem bu tür AB önlemlerinin yapısından hem de konuşlandıkları bağlamdan kaynaklanmaktadır: çalışan yoksulların sayısının yükselişte olduğu, ücret eşitsizliklerinin süratle arttığı bir iş piyasasında yüksek vasıflı çalışanlar hedeflenir ve onlara sınırlı finansal tazminatlar teklif edilirken, refah devletinin yaygın gerilemesi de uzun bir süredir devam etmektedir.


“İş-yaşam dengesi” önlemlerinin nasıl Avrupa’nın bugünkü neoliberal ekonomik projesinin bir parçası olduğunu anlamak için, AB’nin altında yatan ekonomik fikirlerin evrimine kısa bir bakış atmak gerekir. 2000 yılından bu yana AB, yüksek istihdam oranlarına ulaşmak, “mali sürdürülebilirlik” sağlamak ve “piyasa katılımını” kolaylaştırmak için çalışma koşulları ve ulusal sosyal koruma programlarında yapısal reformları savunmaktadır. Devletler, “beşerî sermayeye” yatırım yapmaya, iş piyasasındaki “katılıklarla” mücadele etmeye, refah rejimlerini “finansal sürdürülebilirliklerini” sağlamak için değiştirmeye ve eğitim, öğretim ve “iş-yaşam dengesi” ile ilgili iş politika reformlarını uygulamaya teşvik edilmektedir. Sağlam çalışanları iş piyasasına hızlı ve etkili bir şekilde yeniden katılmaya teşvik etmek yoksulluğa karşı en iyi koruma olarak görülmektedir. İskandinav ülkelerinin “güvenceli esneklik” modelinden esinlenilen bu yaklaşım, bakış açısının tersine döndüğünü göstermektedir: Çalışanları ekonomik riskten korumak yerine refah rejimlerinin, sağlam çalışanların piyasa ihtiyaçlarına uyum sağlayabilmesi için fırsatlar yaratması gerekir.


2010 devlet borç krizinin ardından, bu model daha da gelişti. “Mali sürdürülebilirlik” zorunluluğu çok önemli hâle geldi ve temerrüde düşen ülkelere uygulanan tasarruf önlemleri daha geniş AB ekonomik yönetişim yapılarına geçti. Buna bağlı olarak, AB, emek ve refah politikası reformlarının ekonomik vizyonunu yönlendirmek, izlemek ve uygulamak için yakın zamanda fazladan yetkiler edinmiştir.[4] Örneğin, Avrupa Komisyonu, Fransa’ya verdiği son tavsiyelerinde, işçilik maliyetlerini düşürme, asgari ücret standartlarında reform yapma ve firmalar üzerindeki düzenleyici yükleri ortadan kaldırma ihtiyacının altını çizdi.[5] Avrupa Sosyal Haklar Sütunları’nın yakın zamanda başlatılmasının bu eğilimi eninde sonunda nasıl – ve gerçekten de – tersine çevireceği belirsizdir.[6]


Bu bağlamda, “iş-yaşam dengesi”ne yönelik tepkiler, “mali kısıtlamalar”ı ele almak, yüksek istihdam oranlarına erişmek ve kadınların iş piyasasına girmelerini veya içinde kalmalarını sağlayarak sosyal dışlanma ve yoksulluk risklerini en aza indirmek için tasarlanmış emek arzı politikaları olmak üzere öncelikli olarak ortaya çıkmıştır. AB’nin yaklaşımını etkileyen ekonomist Gøsta Esping-Andersen’e göre, kadın istihdamı, refah devletlerinin sürdürülebilirliği için gereklidir. Ona göre kadınlar, vasıflı işçilerin büyük ölçüde kullanılmayan bir rezervini oluşturmaktadır. Hâlihazırda işgücünde olanları tespit etme ve diğerlerini işgücüne girmeye teşvik etme, devletlerin vergi matrahlarını genişletmelerine ve şu anda çoğu kişinin cebelleştiği “mali baskıları” rahatlatmalarına olanak tanıyacaktır. Avrupa Komisyonu, yeni “iş-yaşam dengesi” yönergesine ilişkin mesajın ilk satırlarında, bu eşitlik önlemlerinin gerçek ekonomik amacını açıklığa kavuşturarak bu fikirleri benimsiyor: yüksek vasıflı kadınları işe geri döndürmek.[7] Avrupa Komisyonu’na göre, “Avrupa Birliği’nin karşı(t/s)ında kadınlar iş piyasasında yeterince temsil edilmiyor. Cinsiyet istihdam farkından kaynaklanan ekonomik kayıp miktarı, yıllık 370 milyar Euro tutarındadır. Kadınların gitgide daha nitelikle hâle gelmelerine ve Avrupa’daki üniversitelerden mezun olan kadın sayısının erkek sayısından daha fazla olmasına rağmen, çoğu kadın aile ilişkilerindeki kariyerleri olan ebeveynlik sorumlulukları nedeniyle iş piyasasında kayboluyor… Harekete geçmek yalnızca bir adalet, toplumsal cinsiyet eşitliği ve becerilerin en iyi şekilde dağıtılması değil, aynı zamanda ülkelerin “mali sürdürülebilirliği” sorunudur.


Bu değişimler neden sınıf eşitsizliklerini güçlendiriyor? Çünkü AB önlemleri, yüksek vasıflı çalışanlara ve kendilerini maddi olarak geçindirebilen ailelere büyük olasılıkla fayda sağlayacaktır. Öncelikle metalaştırılmamış bir iş gücü oluşturan yüksek vasıflı kadınları hedef alıyorlar ve bunu AB’nin rekabet gücünü arttırmak için yapıyorlar. Bu itibarla, düşük vasıflı ve düşük ücretli çalışanlarla nispeten ilgisizdirler. Bunun bir örneği, “iş-yaşam dengesi” ile ilgili yeni önerinin, çoğu bakım ve sağlık servis sektörlerinde çalışan kadınlardan oluşan kayıt dışı çalışanları[8], yasal korumanın dışında tutmasıdır.[9] Dahası, AB üye devletlerine bırakılan takdir yetkisi göz önüne alındığında, bazı yeni hükümlerin “atipik” istihdam ortamlarında çalışanlara uygulanıp uygulanmayacağı belirsizdir. Yeni önlemler kadınları başka bir düzeyde dezavantajlı duruma getiriyor. AB’nin yeni önerisi on günlük babalık izni getiriyor. Bu, kadınların ikisi zorunlu olan on dört haftalık denkleştirilmiş hafta hakkına nazaran kısadır. Ancak bu önlemlerin ekonomik mantığı düşünüldüğünde tutarsızlık şaşırtıcı değildir: Eğer amaç yüksek vasıflı çalışanları elde tutmaksa, yüksek vasıflı erkek çalışanların daha kısa izin sürelerine sahip olması mantıklıdır. Bununla birlikte, açık, feminist bilim insanlarının defalarca gösterdiği gibi, kadınların hem evde hem de piyasada dezavantajlı duruma düştüğünü gösteren ev içi iş bölümünü ele almada başarısız olarak kadınların birincil bakıcı rolünü sağlamlaştırıyor.


Bu önlemlerin ekonomik olarak hassas çalışanlar üzerinde zararlı etkileri olması muhtemeldir. Bunun bir nedeni, AB tarafından önerilen ebeveyn izni için düşük düzeyde mali tazminattır. Mevcut durumda, devletler arasında büyük farklılıklar olmakla birlikte yalnızca doğum izni tazmin edilmektedir. Yeni öneriye göre, babalık ve ebeveyn izni hastalık izniyle aynı ücret düzeyinde karşılanmalıdır.[10] Bu, birçok durumda, izin sürelerinin ücretleri yetersiz olan çalışanlar için karşılanamayacağı anlamına gelir. Bu, yoksulluk riski altında bulunan ve sayıları yükselişte olan çalışanlar için geçerlidir (2010’da %8,3 seviyesindeyken 2016’da %9,6’ya çıkmıştır).[11] Ancak, iş gücünün daha geniş çaplı dönüşümleri ve onun “işleyişi” göz önüne alındığında, güvencesiz çalışmanın daha yaygın hâle geldiği[12] ve yüksek vasıflı çalışanların düşük ücretli iş gücünde giderek artan sayılarda bulunma eğiliminde olduğu görülüyor.[13] Refah devletinin genel gerilemesi ekonomik olarak güçsüz çalışanların, üreme ve çocuk yetiştirmeyi sübvanse eden refah yardımlarına erişme ihtimalini de düşük kılmaktadır.


AB, uyarıcı bir masal olarak hizmet sunuyor: farklı girişimler toplumsal cinsiyet eşitliği meselesini ve çalışan kadınların güçlendirilmesini destekledi, ancak bugün, refah devletini aşındıran neoliberal bir projeyle uyumlu bir şekilde daha güçsüz çalışanların ortaya çıkması pahasına, bunu yapma riskini alıyorlar. Başka bir kurumsal proje mümkün: 1970lerden beri AB, toplumsal cinsiyet eşitliği alanında aktiftir ve ekonomik modelinin her zaman neoliberal olmadığı konusu tartışmaya açıktır. AB, toplumsal cinsiyet eşitliğini ve sosyal eşitliği ilerletebilecek bir pratik deposudur, ancak bu pratiklerden yararlanmak böylesi bir eşitliğe hakiki bir bağlılık gerektirir.


Orijinal metin, ‘Neoliberalism, the European Union, and the Question of “Work-Life Balance” başlığıyla 4 Kasım 2018 tarihinde Legal Form sitesinde yayımlanmıştır, orijinal metne bağlantı üzerinden erişmeniz mümkündür.


[1]Bkz. World Economic Forum, The Global Gender Gap Report 2017, http://www3.weforum.org/docs/WEF_GGGR_2017.pdf adresinden erişilebilir; OECD, “Better Life Index for Work-Life Balance”, http://www.oecdbetterlifeindex.org/topics/work-life-balance/ adresinden erişilebilir.

[2]Bkz., Michelle Toh, “These Countries Offer the Most Generous Maternity Leave”, CNN Business (19 Ocak 2018),  https://money.cnn.com/2018/01/19/news/economy/countries-most-maternity-leave/index.html adresinden erişilebilir; Julie Suk, “Gender Inequality and the Infrastructure of Social Reproduction”, Law and Political Economy blog (16 Nisan 2018), https://lpeblog.org/2018/04/16/gender-inequality-and-the-infrastructure-of-social-reproduction/adresinden erişilebilir.

[3]Bkz. Eurofound, “Güvencesiz Çalışma”,https://www.eurofound.europa.eu/observatories/eurwork/industrial-relations-dictionary/precarious-work adresinden erişilebilir.

[4]Detaylı bilgi için bkz. Avrupa Komisyonu, “The Framework: The Strategic and Governance Framework Underpinning the European Semester”, https://ec.europa.eu/info/business-economy-euro/economic-and-fiscal-policy-coordination/eu-economic-governance-monitoring-prevention-correction/european-semester/framework_en adresinden erişilebilir.

[5]Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi, “Recommendation for a Council Recommendation on the 2018 National Reform Programme of France and Delivering a Council Opinion on the 2018 Stability Programme of France” (15 Haziran 2018), http://data.consilium.europa.eu/doc/document/ST-9436-2018-INIT/en/pdf adresinden erişilebilir.

[6]Avrupa Komisyonu, “Communication from the Commission to the European Parliament, the Council, the European Economic and Social Committee and the Committee of the Regions: Establishing a European Pillar of Social Rights” (26 Nisan 2017), https://ec.europa.eu/transparency/regdoc/rep/1/2017/EN/COM-2017-250-F1-EN-MAIN-PART-1.PDF adresinden erişilebilir.

[7]Avrupa Komisyonu, “Communication from the Commission to the European Parliament, the Council, the European Economic and Social Committee and the Committee of the Regions: An Initiative to Support Work-Life Balance for Working Parents and Carers” (26 Nisan 2017),  https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/HTML/?uri=CELEX:52017DC0252&from=GA adresinden erişilebilir.

[8]Avrupa Komisyonu, “Directive of the European Parliamentand of the Council on Work-Life Balance for Parents and Carers and Repealing Council Directive 2010/18/EU” (26 Nisan 2017), https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/HTML/?uri=CELEX:52017PC0253&from=EN adresinden erişilebilir.

[9]European Parliament Directorate-General for Internal Policies, Precarious Employment in Europe–Part 1: Patterns, Trends and Policy Strategy (Temmuz 2016),http://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/STUD/2016/587285/IPOL_STU(2016)587285_EN.pdf adresinden erişilebilir.

[10]Avrupa Komisyonu, “Directive of the European Parliament and of the Council on Work-Life Balance for Parents and Carers and Repealing Council Directive 2010/18/EU” (26 Nisan 2017), https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/HTML/?uri=CELEX:52017PC0253&from=EN adresinden erişilebilir.

[11]Bkz. Avrupa İstatistik Ofisi, “In-Work Poverty in the EU” (16 Mart 2018),  https://ec.europa.eu/eurostat/web/products-eurostat-news/-/DDN-20180316-1 adresinden erişilebilir.

[12]Bkz. Eurofound, “Güvencesiz Çalışma”

[13]Detaylı bilgi için Bkz. Avrupa Komisyonu, “Employment and Social Developments in Europe: 2018 Review Confirms Positive Trends But Highlights the Increasing Need for Skills and Inclusion” (13 Temmuz 2018), http://ec.europa.eu/social/main.jsp?langId=en&catId=89&newsId=9150&furtherNews=yes üzerinden erişilebilir.